2026 / 2027 Konser Sezonu
~ Paydaş ve Destekçiler ~
Paydaş ve Destekçiler
WCDP WCDP WCDP WCDP
Wheelchair Dance Project
Tekerlekli Sandalye Dans Projesi
Banu Dağcıoğlu Türkeli

Banu Dağcıoğlu Türkeli

1974 İzmir doğumluyum. H.Ü Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat Dalı lisans mezunuyum. 1995-2006 yılları arası sırasıyla Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu'nda, 2006 senesinden beri de İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde solist Bale sanatçısı ve repetitör olarak görev yapmaktayım.

2016-2018 eğitim ve öğretim yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda Bale Anasanat Dalı Klasik Bale ve modern dans öğretim görevlisiydim.

2017-2018 öğretim yılında TED İzmir Koleji Sanat Akademisi'nin Dans/Bale direktörlüğünü yapmakla birlikte elimden geldiğince hayatıma giren, karşılaştığım tüm çocuklara dansla ulaşmaya çalışmaktayım.

Dünyaca ünlü uluslararası konuk bale eğitmenleri YANNICK ve SINER BOQUIN'in katılımıyla "Klasik Bale Yaz Kampı" Classical Ballet Camp'de 4 sezondur modern dans eğitimi vermekteyim.

Wheelchair DANCE Project / Tekerlekli Sandalye DANS Projesi ise kendimi gerçekten işe yarar hissettiğim en önemli projemdir…

Ortopedik engelli dansçılardan oluşan Wheelchair Dance Project (WCDP) hikayesi şu şekilde başladı… 2013 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ilk EngelsİZMİR Kongresi açılışı için bedensel/ortopedik engelli bireyler ile bir kereye mahsus bir dans gösterisi rica edildi.

5 dansçıyla gerçekleştirdiğimiz ilk temsilimizden sonra projenin sürekliliğinin daha önemli olduğunu fark ederek, gönüllü olarak koreografilerini yapmaya ve dans eğitimi vermeyi sürdürmeye karar verdim.

Proje tamamen gönüllülük esaslı ve herhangi bir vakıf, dernek veya belediyeye bağlı olmadan çalışıyoruz. Çalışma alanı ve lojistik desteği 12 yıldır İzmir Büyük Şehir Belediyesi veriyor.

Projede yer alabilmenin tek şartı devamlılık ve disiplinli bir çalışma sistemine uyum sağlanması. Günümüze kadar yaklaşık 50 dansçı ile projemizde buluştuk ve 2025/2026 sezonunda 12 dansçı ile yolumuza devam ediyoruz.

Sağlık sorunları dışında herhangi bir sebeple devamsızlık yapmamaya özen gösteren harika dansçılarımız var. Danslarda koreografiler katılımcı sayısına göre düzenleniyor ve temsillerde kesin görev alabilecek dansçılarla çalışmayı daha doğru ve sağlıklı buluyorum. Çünkü son derece titizlikle çalışıyoruz ve temsillerimizi en yüksek kalitede seyretmeyi hak eden seyircilerimize çok önem veriyoruz... Özellikle de çocuk seyircilerimize...

Dansçılarımız projeyi bir okul gibi benimsediler ve 12 yıl sonunda sembolik bir mezuniyet gerçekleşti diyebilirim. Her biri sadece dansçı değil, aynı zamanda repetitör, kondüvit, koordinatör ve koreografi yapma konusunda müthiş yol katettiler. Çünkü bu proje bensiz de devam edebilmeli; her dansçı bir yönetmen gibi sahiplendiği sahnede ışık saçmayı sürdürmeli.

Yaşadığım mutluluk aslında yaptığım mesleği gerçekten çok sevmemle alakalı. İşimi çok seviyorum; engelli ya da engelsiz, çocuk ya da yetişkin bireylere dansı öğretmek, benzersiz yaş ve bedenlerle çalışmak benim için birbirlerinden farklı bir anlam taşımıyor. İnsanla çalışıyorum... Bedenle çalışırken zekâ ve azmin, istek ve kararlılığın şahane sonuçlarını alkışları duyunca daha fazla hissediyoruz.

Hepimiz aynıyız, sadece farklı bedenlere sahibiz...

Sahnede dans eden mutsuz bir insan hiç gördünüz mü? Ben görmedim...

Tüm dansçılarımla inanılmaz gurur duyuyorum; bu cesaretlerini, çalışkanlıklarını ve inançlarını her temsilden sonra herkesi kucaklayarak ve önlerinde saygıyla eğilerek kutluyorum...

Danslarda genelde klasik batı müziği kullanıyorum. Hayatım klasik müzik odaklı; mesleğim ve yetişme tarzım gereği... Klasik bale kol formları ve modern/çağdaş dans disiplinlerini kullanıyorum. Bunun yanı sıra doğaçlama/improvizasyon atölye çalışmalarıyla bedenlerini daha iyi tanımalarını ve sınırsız hareket kabiliyetleri olduğunu ortaya çıkaran çalışmalar yapıyoruz. Devlet balesine konuk gelen her değerli koreograf ile de atölye çalışması gerçekleştiriyoruz. Kulak eğitimi için ritim çalışmalarına da yer veriyoruz. Çünkü önce müziği doğru duymak gerekiyor. Önce kulak duymalı... Müziğin ritmini değil, ritim aralarındaki sessizliği de duymalı iyi bir dansçı. Beden ve ruh ancak o zaman hissediyor ve hissettiriyor diye düşünüyorum.

Dansçılarımızın yaş aralığı 9-50 arasında değişiyor. Her birinin engel yüzdesi ve çeşidi farklıdır. Kas rahatsızlığı, omurilik felci, protezli ve protezsiz; birbirinden farklı ve rengarenk dansçılarımız var.

2013 Kasım – 2025 Eylül sezonları süresince yüzlerce temsil gerçekleştirdik. Bu etkinliklerin çoğu eğitim kurumlarında öğrenim gören kıymetli öğrenciler ve eğitimciler için gerçekleştirildi. Sahne erişimi engelliye uygun olmayan pek çok etkinliği geri çevirmek zorunda kalmakla birlikte, koşulları sağlamak için pek çok okul rampa veya engelli asansörlerini kurumlarına temin etti; erişim ihtiyacının önemi konusunda iş birliği yaparak tüm çocuklara da örnek oldular.

Bugüne kadar yaklaşık 100.000 seyirci ile buluştuk... Temsillerimizin hepsi ücretsiz olarak gerçekleştirildi. Arzumuz daha çok eğitim kurumuna ulaşmak ve dansla farkındalık yaratırken dünyamızı daha da güzelleştirmek.

2018 yılında Sabancı Vakfı'nın toplumsal sorunlara çözüm üreten "sıra dışı kişilerin olağanüstü öyküleri"ni anlattığı Fark Yaratanlar programına seçilmek görünürlük açısından güzel bir destekti. Açıkçası kendimin bir fark yaratan olduğumu düşünmemiştim. Programda gerçekten olağanüstü insanların hikâyelerine yer veriyorlar... Benim için gayet normal bir durum herhangi birine dans etmeyi öğretmek. Gönüllü olarak hizmet vermenin, karşılıksız yapılan her işin manevî karşılığı paha biçilmezdir.

Dans etmek, öğretmek, seyretmek, yaratmak, değişmek, değiştirmek... Esas muhteşemlik burada işte... Dansçılara bazen şunu derim: "Keşke benim gözümden kendinizi seyredebilseniz..." Mesleğim ve hayatım zaten tamamen dans odaklı; Wheelchair Dance Project dansçıları ve beni projede her zaman destekleyen ekip arkadaşlarımı inanılmaz buluyorum. Evet, çok farklı olduğumuz kesin...

Okullarda gerçekleştirdiğimiz "Çocuklara Dansla Farkındalık" temsillerimiz büyük etki yaratıyor. İşte esas o çocuklar sayesinde gelecekte çok daha başarılı dansçıların cesaret bulacağına, farklılıkları sevgiyle kucaklayacaklarına yürekten inanıyorum.

Umarım diğer şehirlerde de benzer dans etkinlikleri çoğalır... Bu konuda yardım isteyen herkesle tüm bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaya hazırım.

WCDP'ye katılan farklı bedenlere sahip dansçıların aileleriyle davranış biçimleri konusunda da bilgi paylaşımı yapıyoruz. Engeli olan çocuklara davranış biçimleri, doğru sağlık koşullarının sağlanması, doğru protez/ortez veya sandalye seçimleri ve rehabilitasyon konularında engelli bireylerden daha çok ailelerinin yardıma ihtiyacı var ülkemizde. Bu konuda gelişmeye çok ihtiyacımız olduğunu ben de projeye başladığımda öğrendim aslında...

Sahneye çıktığımızda bizi gerçekten "iyi" dans ettiğimiz için alkışlıyor seyircimiz ve sandalyelerimiz sadece aksesuar rolündeler...

Temsillerimizde aynı zamanda daha önce öğretmenleri olduğum konservatuvar öğrencilerimin ve ders verdiğim gençlerin de desteği tartışılmaz.

Projede zaman zaman çok değerli müzisyen dostlarım da enstrüman veya sesleriyle bizimle sahne alıyorlar.

Farkındalığı çok yüksek bir nesil geliyor; umutluyum...

Wheelchair DANCE Project ajitasyondan çok uzaktır. Bu tarz sömürüyü hissettiğimiz aile bireyleri ve dansçı adaylarına ekip olarak yardımcı olmaya çalışıyoruz; ancak duygu sömürüsü barındıran hiçbir etkinlikte yer almıyoruz. Özellikle son dakika arandığımız Engelli Haftası veya Dünya Engelliler Günü etkinliklerinden de fazla hoşlanmıyoruz ekip olarak. Ötekileştirmeden uzak, samimi etkinlikleri tercih ediyoruz.

Yani engelliler sadece engelliler haftası veya günlerinde akla gelmemeli. Hele ki sanat yapıyorlarsa her gün dans sahnesinde yer alabilmeliler; hayatın içinde hissedebilmek için… WCDP'nin en büyük amacı "Çocuklara Dansla Farkındalık" yaratmaktır. Davet edildiğimiz, erişim koşulları uygun olan okullarda gösteriler yapıyoruz ve en büyük desteği ve doğal tepkiyi bu güzel çocuklardan alıyoruz...

Bizimle en çok ÇOCUKLAR dans ediyor; hedefimiz sadece onların kalp ve ruhlarına dokunmak aslında. İnanıyorum ki bu dünyayı sadece çocuklar değiştirecek. Esas fark o zaman yaratılacak...

Neye ihtiyacımız olduğu konusunda çok soru alıyoruz. Bunun çok net bir cevabı var: çocuklara… Çünkü engelliye yaklaşım, davranış, farkındalık ve eğitim/erişebilirlik konularında biz yetişkinlerin çok da yeterli bir anlayış ve bilgiye sahip yetiştirildiğimizi düşünmüyorum. Hâlâ rampasız kaldırımlar, erişimi olmayan sosyal tesisler, kurum binaları, sanat merkezleri, hatta çocuk parkları olduğunun farkında bile değiliz. Pusetli ebeveynler bunu 2-3 yıl tecrübe ettikten sonra bir anı olarak kalıyor. Nerelere erişemediklerini hatırlayıp bu konuda sadece o ebeveynler bile adım atsaydı belki bir şeyler değişmeye başlayabilirdi diye aklımdan geçiririm. Ya da rampası olmayan, tuvaletine erişim şartları imkânsız kafe ve restoranları düşünelim. HAYIR… biz başımıza gelmeden neye ihtiyacımız olduğunu anlamayan varlıklarız sanırım.

İşte esas olan, kendimizin değil başkasının neye ihtiyacı olduğunu görmek ve çözüm bulmak olmalı; bizim ihtiyacımız hiç olmasa da… Çocuklara erken yaşta öğretilmesi gereken bu empati yeteneğine sahip olmaları için tek gereken, gerçek ve somut örneklerle anlatmaktır. Biz bunu TEKERLEKLİ SANDALYE DANS PROJESİ'nin dansçıları ile var gücümüzle anlatmaya devam edeceğiz…

Ve gelecekte fark yaratanlar sadece çocuklar olacak...

12 yıldır aralıksız çalışıyoruz. Büyük özveri ve aşkla. Pandemi sırasında da online Zoom bağlantısı ile provalarımıza devam ettik. Yani biz ekip olarak hep ayaktaydık. Sistemli ve disiplinli çalışmalar sonucunda PARADANS SPORU dalında ülkemizi temsil eden ve bayrağımızı dalgalandıran değerli dansçılarımız önemli dereceler ve Avrupa şampiyonlukları aldılar. Ancak en büyük madalya, her zaman, çocukların minik ellerinden çıkan alkış sesleri…

Sizler de hayatınızda bir fark yaratmak istiyorsanız, bir ENGELiniz de yoksa bir provamıza bekliyoruz...

Tekerlekli Sandalye DANS Projesi SADECE DANS ETTİRİR...

Çok teşekkürler...

Banu Dağcıoğlu Türkeli

~ Proje I ~
Beş Ses Beş Şehir
Program
  • Gabriel Fauré – Piyanolu Beşli No. 1, Op. 89
  • Ege Gür – Intermezzo (2023)
  • Ulvi Cemal Erkin – Piyanolu Beşli
Müzisyenler
Keman
İdil Yunkuş  ·  Rüzgar Turgay
Viyola
Emir Kemancı
Viyolonsel
Beste Yıldız
Piyano
İrem Yunkuş

Program Açıklaması

Kolektifin 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiği Beş Ses Bir Yolculuk adlı prömiyer konserinin devamı olarak geliştirilen bu proje, klasik Batı müziği ile çağdaş Türk müziği arasında köprü kuran bir repertuarın ülkemizin beş şehrinde farklı seyirci kitleleri ile buluşmasını hedefler.

Projenin repertuvarı, Gabriel Fauré'nin 19. yüzyılın sonlarına doğru yazmış olduğu ve zengin armonik dokusuyla dikkat çeken 1 Numaralı Piyanolu Beşli'si ile Türk Beşleri kuşağının önemli isimlerinden Ulvi Cemal Erkin'in Anadolu motifleriyle bezeli Piyanolu Beşli'sini aynı sahnede buluşturmaktadır.

Bu iki tarihî eserin yanı sıra, genç besteci Ege Gür'ün 2026 yılında Numen Kolektif'e armağan ettiği Intermezzo adlı piyanolu beşlisinin prömiyeri yer almaktadır.

Sanatsal Amaç

Program, tarihsel süreklilik içerisinde bestecilik anlayışlarının evrimini görünür kılarken; çağdaş Türk müziğinin güncel arayışlarını ve potansiyelini uluslararası klasik müzik platformuna taşımayı hedeflemektedir. Fauré'nin romantik lirikası ile Erkin'in ulusal dili, Gür'ün getirdiği çağdaş perspektif ile birlikte çok katmanlı bir ses manzarası yaratmaktadır.

~ Proje II ~
"Miras" — Çoksesliliğin İzinde
Program
  • Paul Hindemith – Yaylı Çalgılar Orkestrası için Beş Parça, Op. 44
  • Ahmed Adnan Saygun – Yaylı orkestra için "Deyiş"
  • — Ara —
  • Ege Gür – Sessizliğin Soğuk Sularında
  • Ulvi Cemal Erkin – Sinfonietta
Şef
Kerem Tunçer
Müzisyenler
Kemanlar
İdil Yunkuş  ·  Ilgın Top
Sofiko Tchumburidze  ·  Yağmur Tuna
Rüzgar Turgay  ·  İlke Işı Tuncer
Doğa Altınok  ·  Ada Enön  ·  İdil Olgar
Viyolalar
Emir Kemancı  ·  Arcan İşenkul  ·  Arda Aykut
Viyolonseller
Beste Yıldız  ·  Ülker Tümer  ·  Berkay Azıtepe
Kontrabaslar
Atakan Altun  ·  Büşra Başoğlu

Formasyon

Numen Kolektif çatısı altında ilk defa bir araya gelecek olan bu 18 müzisyenin her biri; Hollanda'dan Rusya'ya, İngiltere'den Almanya'ya uzanan yolculuklarında ülkemizi aktif olarak farklı sanatsal mecralarda temsil etmektedir.

Bu proje geleceğe yönelik bir tohum niteliği taşıdığından dolayı topluluk bünyesinde gerçekleşecek en önemli projelerden biridir. Bu heyecan verici başlangıcın ardından, her biri özenle seçilmiş ve en baştan topluluğa gönülden bağlanmış olağanüstü nitelikte müzisyenlerle her sezon en az bir defa olmak üzere çeşitli konser programları ve projeler gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Sanatsal Amaç

"Miras" – Çoksesliliğin İzinde başlıklı ikinci projesi, özünde Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren çağdaş Türk müziğinin gelişiminde rol oynamış bestecilerin eserlerini bir anlam bütünlüğü içerisinde seyirciyle buluşturmaktır.' data-en='The second project of Numen Kolektif's 2026–2027 season, titled "Legacy" — In the Footsteps of Polyphony, is at its core an endeavour to bring together, in a unified artistic narrative, the works of composers who have shaped the development of contemporary Turkish music since the founding years of the Republic.'> Numen Kolektif'in 2026–2027 sezonu kapsamında gerçekleştireceği "Miras" – Çoksesliliğin İzinde başlıklı ikinci projesi, özünde Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren çağdaş Türk müziğinin gelişiminde rol oynamış bestecilerin eserlerini bir anlam bütünlüğü içerisinde seyirciyle buluşturmaktır.

Bu programı oluştururken, bahsedilen sanatsal evrim sürecine belki de en yakından tanıklık etmiş olan Ankara Devlet Konservatuvarı'nın taşıdığı önemi izlek edindik.

Kültürel miraslarımızı yüceltme misyonu esas olan bir kolektif olarak, Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluşunun 90. yılı kapsamında köklerimizi anımsarken, bugünün ışığında geleceğe köprü kuran bir program ile dünü, bugünü ve yarını tek bir çizgide buluşturmak istedik.

Repertuvar Açıklaması

20. yüzyıl müziğinin en üretken ve çok yönlü teorisyenlerinden Alman besteci Paul Hindemith, ülkemiz için uzaktan takdir edeceğimiz bir besteciden çok daha fazlasıdır. 1930'lu yıllarda davet üzerine Türkiye'ye gelen ve Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluş raporlarını bizzat hazırlayan Hindemith, bu kurumsal evrimin baş mimarlarındandır. Bestecinin eğitim odaklı ve pedagojik yaklaşımının önemli örneklerinden olan yaylı orkestra için Beş Parça, yaylı çalgıların dinamik ve neoklasik sınırlarını keşfederken projemizin ilham noktasına ve müzik tarihimizin köklerine ışık tutmaktadır.

"Deyiş" adlı eseri, Anadolu'nun derin mistik ruhunu yenilikçi bir dille dinleyicilerine taşır. Saygun'un müziği, kültürel mirasın günün ışığında yeniden yorumlanmış en güçlü örneklerindendir.' data-en='The programme continues with Ahmed Adnan Saygun's "Deyiş" for string orchestra. A pioneer of contemporary Turkish music, Saygun conveys the deep mystical spirit of Anatolia to the listener through an innovative musical language. His music stands as one of the most powerful examples of cultural heritage reinterpreted in the light of the present day.'> Programın devamında ise Çağdaş Türk Müziği'nin öncülerinden Ahmed Adnan Saygun'un yaylı orkestra için "Deyiş" adlı eseri, Anadolu'nun derin mistik ruhunu yenilikçi bir dille dinleyicilerine taşır. Saygun'un müziği, kültürel mirasın günün ışığında yeniden yorumlanmış en güçlü örneklerindendir.

Aranın ardından genç kuşağın dikkat çeken bestecilerinden Ege Gür'ün yaylı orkestra için Sessizliğin Soğuk Sularında adlı yapıtı, konservatuvarın açtığı çağdaş yolda yürüyen yeni neslin sanatsal arayışını ve günümüz müzik dilini yansıtır. Bu eser, geçmişten devralınan mirasın geleceğe uzanan canlı köprüsüdür.

Konserin görkemli kapanışını yapacak olan yaylı orkestra için Sinfonietta, tıpkı Saygun gibi dönemin kurucu kuşağının temsilcilerinden olan Ulvi Cemal Erkin'in geleneksel Türk müziği makamlarını ve ritimlerini Batı'nın müzik formlarıyla buluşturduğu bir başyapıttır.