- Gabriel Fauré – Piyanolu Beşli No. 1, Op. 89
- Ege Gür – Intermezzo (2023)
- Ulvi Cemal Erkin – Piyanolu Beşli
Kolektifin 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiği Beş Ses Bir Yolculuk adlı prömiyer konserinin devamı olarak geliştirilen bu proje, klasik Batı müziği ile çağdaş Türk müziği arasında köprü kuran bir repertuarın ülkemizin beş şehrinde farklı seyirci kitleleri ile buluşmasını hedefler.
Projenin repertuvarı, Gabriel Fauré'nin 19. yüzyılın sonlarına doğru yazmış olduğu ve zengin armonik dokusuyla dikkat çeken 1 Numaralı Piyanolu Beşli'si ile Türk Beşleri kuşağının önemli isimlerinden Ulvi Cemal Erkin'in Anadolu motifleriyle bezeli Piyanolu Beşli'sini aynı sahnede buluşturmaktadır.
Bu iki tarihî eserin yanı sıra, genç besteci Ege Gür'ün 2026 yılında Numen Kolektif'e armağan ettiği Intermezzo adlı piyanolu beşlisinin prömiyeri yer almaktadır.
Program, tarihsel süreklilik içerisinde bestecilik anlayışlarının evrimini görünür kılarken; çağdaş Türk müziğinin güncel arayışlarını ve potansiyelini uluslararası klasik müzik platformuna taşımayı hedeflemektedir. Fauré'nin romantik lirikası ile Erkin'in ulusal dili, Gür'ün getirdiği çağdaş perspektif ile birlikte çok katmanlı bir ses manzarası yaratmaktadır.
- Paul Hindemith – Yaylı Çalgılar Orkestrası için Beş Parça, Op. 44
- Ahmed Adnan Saygun – Yaylı orkestra için "Deyiş"
- — Ara —
- Ege Gür – Sessizliğin Soğuk Sularında
- Ulvi Cemal Erkin – Sinfonietta
Sofiko Tchumburidze · Yağmur Tuna
Rüzgar Turgay · İlke Işı Tuncer
Doğa Altınok · Ada Enön · İdil Olgar
Numen Kolektif çatısı altında ilk defa bir araya gelecek olan bu 18 müzisyenin her biri; Hollanda'dan Rusya'ya, İngiltere'den Almanya'ya uzanan yolculuklarında ülkemizi aktif olarak farklı sanatsal mecralarda temsil etmektedir.
Bu proje geleceğe yönelik bir tohum niteliği taşıdığından dolayı topluluk bünyesinde gerçekleşecek en önemli projelerden biridir. Bu heyecan verici başlangıcın ardından, her biri özenle seçilmiş ve en baştan topluluğa gönülden bağlanmış olağanüstü nitelikte müzisyenlerle her sezon en az bir defa olmak üzere çeşitli konser programları ve projeler gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.
"Miras" – Çoksesliliğin İzinde başlıklı ikinci projesi, özünde Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren çağdaş Türk müziğinin gelişiminde rol oynamış bestecilerin eserlerini bir anlam bütünlüğü içerisinde seyirciyle buluşturmaktır.' data-en='The second project of Numen Kolektif's 2026–2027 season, titled "Legacy" — In the Footsteps of Polyphony, is at its core an endeavour to bring together, in a unified artistic narrative, the works of composers who have shaped the development of contemporary Turkish music since the founding years of the Republic.'> Numen Kolektif'in 2026–2027 sezonu kapsamında gerçekleştireceği "Miras" – Çoksesliliğin İzinde başlıklı ikinci projesi, özünde Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren çağdaş Türk müziğinin gelişiminde rol oynamış bestecilerin eserlerini bir anlam bütünlüğü içerisinde seyirciyle buluşturmaktır.
Bu programı oluştururken, bahsedilen sanatsal evrim sürecine belki de en yakından tanıklık etmiş olan Ankara Devlet Konservatuvarı'nın taşıdığı önemi izlek edindik.
Kültürel miraslarımızı yüceltme misyonu esas olan bir kolektif olarak, Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluşunun 90. yılı kapsamında köklerimizi anımsarken, bugünün ışığında geleceğe köprü kuran bir program ile dünü, bugünü ve yarını tek bir çizgide buluşturmak istedik.
20. yüzyıl müziğinin en üretken ve çok yönlü teorisyenlerinden Alman besteci Paul Hindemith, ülkemiz için uzaktan takdir edeceğimiz bir besteciden çok daha fazlasıdır. 1930'lu yıllarda davet üzerine Türkiye'ye gelen ve Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluş raporlarını bizzat hazırlayan Hindemith, bu kurumsal evrimin baş mimarlarındandır. Bestecinin eğitim odaklı ve pedagojik yaklaşımının önemli örneklerinden olan yaylı orkestra için Beş Parça, yaylı çalgıların dinamik ve neoklasik sınırlarını keşfederken projemizin ilham noktasına ve müzik tarihimizin köklerine ışık tutmaktadır.
"Deyiş" adlı eseri, Anadolu'nun derin mistik ruhunu yenilikçi bir dille dinleyicilerine taşır. Saygun'un müziği, kültürel mirasın günün ışığında yeniden yorumlanmış en güçlü örneklerindendir.' data-en='The programme continues with Ahmed Adnan Saygun's "Deyiş" for string orchestra. A pioneer of contemporary Turkish music, Saygun conveys the deep mystical spirit of Anatolia to the listener through an innovative musical language. His music stands as one of the most powerful examples of cultural heritage reinterpreted in the light of the present day.'> Programın devamında ise Çağdaş Türk Müziği'nin öncülerinden Ahmed Adnan Saygun'un yaylı orkestra için "Deyiş" adlı eseri, Anadolu'nun derin mistik ruhunu yenilikçi bir dille dinleyicilerine taşır. Saygun'un müziği, kültürel mirasın günün ışığında yeniden yorumlanmış en güçlü örneklerindendir.
Aranın ardından genç kuşağın dikkat çeken bestecilerinden Ege Gür'ün yaylı orkestra için Sessizliğin Soğuk Sularında adlı yapıtı, konservatuvarın açtığı çağdaş yolda yürüyen yeni neslin sanatsal arayışını ve günümüz müzik dilini yansıtır. Bu eser, geçmişten devralınan mirasın geleceğe uzanan canlı köprüsüdür.
Konserin görkemli kapanışını yapacak olan yaylı orkestra için Sinfonietta, tıpkı Saygun gibi dönemin kurucu kuşağının temsilcilerinden olan Ulvi Cemal Erkin'in geleneksel Türk müziği makamlarını ve ritimlerini Batı'nın müzik formlarıyla buluşturduğu bir başyapıttır.